|
Deyimler Sözlüğü (20)
Deyimler Sözlüğü (20. Sayfa)
-
ayakaltına almak
:
-
hakir görmek, gözden çıkarmak:
-
ayakaltında bırakmak
:
-
ezilmesine, yok olmasına göz yummak, korumamak.
-
ayakaltında dolaşmak
:
-
bir işe yaramadığı hâlde herkesin işine engel olacak bir biçimde ...
-
ayakkabı vurmak
:
-
ayakkabı ayağı zedelemek, ayağı rahatsız etmek.
-
ayakkabılarını çevirmek
:
-
1) konuk ayakkabılarını gidiş yönüne doğru düzgün bir biçimde sır ...
-
ayaklar altına almak
:
-
önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek:
-
ayaklar baş, başlar ayak olmak
:
-
değersiz kimseler başa geçip değerli kimseler ise en geride bırak ...
-
ayakları geri geri gitmek
:
-
bir yere gönülsüz, istemeye istemeye gitmek.
-
ayakları üstünde durmak
:
-
başkasının yardımına ihtiyaç duymadan güçlü bir biçimde sorunları ...
-
ayakları yere değmemek
:
-
çok sevinmek.
-
ayaklarına (ayağına) kara su (sular) inmek
:
-
çok yorulmak, güçsüz, dermansız kalmak:
-
ayaklarını yerden kesmek
:
-
bir taşıta binerek yürümekten kurtulmak.
-
ayakta kalmak
:
-
1) oturacak yer bulamamak; 2) yıkılmamak, çökmemek:
-
ayakta uyumak
:
-
aşırı dalgın, şaşkın veya yorgun olmak.
-
ayaz kesmek
:
-
uzun süre soğukta kalıp üşümek.
-
ayaz vurmak
:
-
sebze ve meyveler donmak.
-
ayazda kalmak
:
-
1) soğukta kalmak; 2) (Argo) boş yere beklemek; 3) (Argo) eline b ...
-
aydedeye misafir olmak
:
-
gece açıkta yatmak, geceyi açıkta geçirmek.
-
aygır gibi
:
-
iri yarı, cüsseli, güçlü (kimse).
-
ayı gibi
:
-
1) iri yarı; 2) kaba, anlayışsız (kimse)
-
ayı yavrusu ile oynuyor
:
-
(Alay) iri ve yetişkin birinin ufak tefek birine, bir çocuğa el ...
-
ayıbını yüzüne vurmak
:
-
birinin kusurunu yüzüne söylemek.
-
ayıkla pirincin taşını!
:
-
bir işin pek karışık ve içinden çıkılmaz durumda olduğunu anlatma ...
-
ayılık etmek
:
-
kaba davranmak.
-
ayılıp bayılmak
:
-
1) birini kendinden geçercesine sevmek; 2) aşırı ölçüde sinir bun ...
-
ayın on dördü gibi
:
-
yüzü çok güzel (kadın veya kız).
-
-
ayınları çatlatmak
:
-
ayın harfinin Arapçaya özgü sesini gırtlakta boğumlamaya çalışmak ...
-
ayıp kaçmak
:
-
(Argo) uygun düşmemek:
-
ayıptır söylemesi
:
-
1) 'bunu söylemek size karşı saygısızlık olacak ancak söylemek zo ...
-
ayıya kaval çalmak
:
-
anlayışsız bir kimseye bir şey anlatmaya çalışmak.
-
ayıyı vurmadan postunu satmak
:
-
henüz ele geçmemiş bir şey üzerinde hesap yapmak.
-
aykırı düşmek
:
-
uygun gelmemek, ters gelmek, ters düşmek:
-
aylak adam işidir
:
-
işsiz güçsüz adama uygun bir iştir' anlamında kullanılan bir söz.
-
aylığa geçmek
:
-
1) çalışması karşılığı olarak her ay belirli bir para alınacak bi ...
-
aylık bağlamak
:
-
emekli olan veya başka sebeplerle çalışmayanlara her ay için beli ...
-
ayna gibi
:
-
1) dümdüz ve parlak; 2) kımıltısız, durgun (deniz)
-
aynı ağzı kullanmak
:
-
aynı şeyi söylemek, aynı düşünceyi ileri sürmek.
-
aynı kapıya çıkmak
:
-
sonuç bakımından fark etmemek, aynı sonuca varmak:
-
aynı karede yer almak (bulunmak)
:
-
1) kameranın çektiği görüntü içinde birlikte bulunmak; 2) (Mecaz) ...
-
aynı potada erimek
:
-
benzer konuları ve sorunları birlikte düşünmek veya değerlendirme ...
-
aynı telden çalmak
:
-
aynı şeyi söylemek.
-
aynı yolun yolcusu (olmak)
:
-
1) kötü sonları birbirine benzer olan: 2) kaderleri, düşünceleri, ...
-
ayraç açmak
:
-
söz veya yazı içine, asıl konu ile ilgisi az olan bir bölüm sıkış ...
-
ayranı kabarmak
:
-
1) öfkelenmek, coşmak; 2) aşırı bir cinsel arzu duymak:
-
ayranı yok içmeye, atla (tahtırevanla) gider sıçmaya
:
-
(Kaba) yoksulluğuna bakmadan gösteriş yapmaya kalkanların gülünçl ...
-
ayranım budur, yarısı sudur
:
-
bir iş yarım yamalak yapıldığında özür dilemek için söylenen bir ...
-
ayrı baş çekmek
:
-
topluluktan ayrılıp kendi başına iş yapmak.
-
ayrı düşmek
:
-
1) birbirinden uzakta kalmak: 2) (Mecaz) uyuşmamak
-
ayrı seçi yapmak
:
-
birkaç şey arasında fark gözetmek.
-
ayrı tutmak
:
-
farklı davranmak.
-
ayrıcalık gözetmek
:
-
ayrıcalık tanımak:
-
-
ayrıcalık tanımak (göstermek)
:
-
1) birine özel hak vermek; 2) birini kayırmak
-
ayrıntıda boğulmak
:
-
1) gereksiz ayrıntılarla ilgilenmek zorunda kalmak; 2) (Mecaz) il ...
-
ayrıntıya inmek
:
-
bir konuyu en küçük noktasına kadar inceleyip araştırmak:
-
ayrısı gayrısı olmamak
:
-
birbirinden hiçbir şey esirgemeyecek durumda olmak, samimi olmak.
-
ayvayı yemek
:
-
(Argo) kötü duruma düşmek, işi bozulmak:
-
ayvaz, kasap hep bir hesap
:
-
(Halk Dili) 'ha öyle ha böyle, ikisi de bir' anlamında kullanılan ...
-
ayyuka çıkmak
:
-
1) ses yükselmek: 2) dedikodu herkesçe duyulmak, yayılmak
-
az bulmak
:
-
yeterli görmemek, az saymak, azımsamak.
-
az buz olmamak
:
-
bir şey azımsanacak kadar olmamak:
-
az değil
:
-
birinin herhangi bir karakter bakımından göründüğü gibi olmadığın ...
-
az görmek
:
-
1) umduğundan eksik bulmak; 2) azımsamak
-
az günün adamı olmamak
:
-
çok yaşamış, çok görmüş bulunmak.
-
az kaldı (kalsın)
:
-
1) bir işin gerçekleşmesi söz konusuyken gerçekleşmemesi durumund ...
-
aza çoğa bakmamak
:
-
olanla yetinmek.
-
azamet satmak
:
-
büyüklük taslamak, çalım satmak, böbürlenmek.
-
azap çekmek
:
-
1) eziyet çekmek, üzüntü içinde olmak; 2) ceza görmek
-
azap duymak
:
-
acı çekmek, üzülmek:
-
azap vermek
:
-
acı çektirmek, üzmek:
-
azar işitmek
:
-
azarlanmak:
-
azı çoğa saymak (tutmak)
:
-
verilen küçük bir armağanı çok beğenmek.
-
azınlıkta kalmak
:
-
bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler, karşı düşünce ...
-
azizlik etmek
:
-
muziplik etmek.
-
aznavur gibi
:
-
zalimce davranan.
-
Azrail'e bir can borcu olmak (kalmak)
:
-
1) nasıl olsa öleceğini kabul etmek; 2) hiç kimseye borcu kalmama ...
-
Azrail'in elinden kurtulmak
:
-
ölümden kurtulmak.
-
-
Azrail'le burun buruna gelmek
:
-
ölümle karşı karşıya gelmek.
-
baba değil, tırabzan babası
:
-
çocuklarına karşı babalık görevlerini yerine getirmeyen, onlara h ...
-
babalık fırın has işler
:
-
babasının parası ile geçinenlere sitem olarak kullanılan bir söz.
-
babana rahmet
:
-
(Teklifsiz Konuşma) yapılan bir iş, bir davranış karşısında 'Alla ...
-
babasının (babalarının) çiftliği
:
-
bir malı veya kuruluşu yalnızca kendi çıkarlarına araç yapanlar i ...
-
babasının hayrına
:
-
hiçbir çıkar gözetmeksizin:
-
babasının kızı
:
-
her yönüyle babasına benzeyen kız çocuğu.
-
babasının oğlu
:
-
her yönüyle babasına benzeyen erkek çocuğu.
-
babasız oğlan doğurmak
:
-
bir işte aşırı zorluk, büyük güçlük çekilmesine rağmen başarılı o ...
-
bacağına geçirmek
:
-
bir şeyi aceleyle giymek.
-
bacak kadar
:
-
ufacık:
-
bacakları kopmak
:
-
çok yorulmak.
-
bacakları tutmaz olmak
:
-
yürüyemeyecek duruma gelmek.
-
bacaklarını uzatmak
:
-
hiçbir şey yapmadan, hiçbir şeyle ilgilenmeden oturmak, tembel te ...
-
bacası tütmek
:
-
ailenin yaşamı sürüp gitmek.
-
bacası tütmez olmak
:
-
aile dağılmak veya işi bozulmak.
-
badem gibi
:
-
taze ve gevrek (salatalık).
-
badem olmak
:
-
(Argo) sonu kötü olmak, kötü bitmek.
-
bağ bozmak
:
-
bağın üzümlerini toplamak.
-
bağın vurmak
:
-
çökmemesi için kazı duvarlarını bağınlarla desteklemek.
-
bağırıp çağırmak
:
-
öfkeyle bağırmak.
-
bağırsakları bozulmak
:
-
ishal olmak.
-
bağışıklık kazanmak
:
-
1) bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla dirençli duruma gel ...
-
bağlanıp kalmak
:
-
tutulmak, sevdalanmak:
Deyimler Sözlüğü İçerisinde Arama
|