Deyimler Sözlüğü (23)

# A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Deyimler Sözlüğü (23. Sayfa)

başını vermek :
kendini feda etmek.
başını yakmak :
güç bir duruma sokmak.
başının çaresine bakmak :
kimseden yardım görmeden kendi işini kendi yapmak.
başının derdine düşmek :
başka bir şeyle ilgilenmeyecek kadar sıkıntılı durumda bulunmak.
başının gözünün sadakası :
başa gelecek bir belayı savmak veya önlemek için yapılan bağış, ö ...
başka işi yok mu? :
bu işe ne diye karışıyor, bu iş onu ilgilendirmez' anlamında kull ...
başköşeye kurulmak :
saygın kişilere ve büyüklere ayrılan yere oturmak:
başlama! :
hoş olmayan bir söz veya davranışı tekrarlama!' anlamında kullanı ...
başlık almak :
bazı bölgelerde, evlenirken kızın babası oğlanevinden para veya m ...
başlık vermek :
bazı bölgelerde, evlenirken kızın babasına oğlanevi tarafından pa ...
başsağlığı dilemek :
ölen bir kimsenin yakınlarını ziyaret ederek ilgi ve yakınlık bel ...
başsağlığında bulunmak :
başsağlığı dilemek.
başsız bırakmak :
1) yöneticisiz bırakmak; 2) büyüğünü yitirmesine sebep olmak
başsız kalmak :
1) yöneticisi, başkanı bulunmamak: 2) büyüğünü yitirmek
başta (başında) bulunmak :
bir işin yöneticisi olmak.
başta gelmek :
önde olmak, üstün durumda olmak:
başta gitmek :
en ileri durumda bulunmak.
başta taşımak :
çok saygı göstermek.
baştan aşmak :
pek çok olmak, pek çoğalmak.
baştan çıkarmak :
1) kötü yola sürüklemek, doğru yoldan saptırmak: 2) karşı cinsi b ...
baştan çıkmak :
ahlakı bozulmak, doğru yoldan ayrılıp uygunsuz işlere yönelmek:
baştan kara etmek :
batma tehlikesi karşısında, gemi başını karaya vurup oturmak.
baştan kara gitmek :
sonunu düşünmeyerek hesapsız, batarcasına yaşamak.
batağa saplanmak :
içinden çıkılması güç bir durumda olmak:
batkıya uğramak :
hüsranla karşılaşmak:
bayağı kaçmak :
söz, davranış, giyiniş yakışmamak, uygunsuz olmak.
baygın düşmek :
çok yorulmak.
baygınlık geçirmek :
1) bayılmak; 2) (Mecaz) çok heyecanlanmak, telaşlanmak:
baykuş gibi :
uğursuzluk getirdiğine inanılan (kimse):
bayrak açmak :
1) gönüllü asker toplamaya girişmek; 2) bir ülkü yolunda toplanma ...
bayrak gibi :
kendini belli edecek bir biçimde.
bayrakları açmak :
bağırıp çağırarak hırçınlık etmek.
bayram değil, seyran değil (eniştem beni niye öptü) :
gösterilen bu ilginin, bu yakınlığın bir sebebi olacak' anlamında ...
bayram etmek (yapmak) :
çok sevinmek:
bayram haftasını mangal tahtası anlamak :
(Şaka) sözü, konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlam ...
bayram havası esmek :
ortam neşeli, sevinçli bir duruma gelmek:
bayram koçu gibi :
gösterişli görünmek amacıyla aşırı biçimde süslenmiş olan.
bayramlık ağzını açmak :
kaba konuşmak, küfretmek.
baz almak :
esas veya temel olarak almak.
bebek gibi :
1) çok güzel (kadın); 2) bebeğe yakışır bir biçimde:
bedduası tutmak :
ilenci yerine gelmek.
beğenmeyen kızını (küçük kızını) vermesin :
bir durumun beğenilmemesi karşısında, beğenmeyenin umursanmadığın ...
beka bulmak :
ölmezlik erdemine ulaşmak, ölümsüzleşmek.
bekçi kalmak :
koruyucu, gözcü, denetleyici olarak beklemek:
bekle yârin köşesini! :
yakında gerçekleşeceği beklenmeyen umutlar için söylenen bir söz.
beklemeye almak :
1) herhangi bir şeyi kısa veya uzun bir süre ertelemek; 2) telefo ...
bel bağlamak :
birisinin kendisine yardımcı olacağına inanmak, güvenmek:
bel kırmak :
kırıtmak, salınmak.
bel vermek :
1) duvar gibi dik şeyler dışarıya veya tavan gibi yatay şeyler aş ...
bela aramak :
kavga çıkarmak için fırsat kollamak:
bela çıkarmak :
kavga çıkarmak.
bela getirmek :
kötülüğe, felakete uğratmak:
bela kesilmek :
birisine sıkıntı ve eziyet vermek, musallat olmak:
bela okumak :
birine ilenmek.
belalar mübareği :
(Alay) istenilmeyen, kaçınılan bir durumun gerçekleştiği bildiri ...
belasını bulmak :
hak ettiği cezayı görmek:
belaya çatmak (girmek, uğramak) :
beklenmedik bir bela ile karşılaşmak:
belayı satın almak :
göz göre göre belayı üstüne çekmek.
belden aşağı vurmak :
iş hayatında, insan ilişkilerinde, siyasette kural dışı saldırmak ...
beleşe konmak :
bir şeyi emek harcamadan, para vermeden elde etmek.
belge almak :
başarısızlık yüzünden öğretim kurumuyla ilişiği kesilmek.
beli açılmak :
küçük abdestini tutamaz olmak.
beli bükülmek :
yaşlılık yüzünden güçsüz kalmak, bir iş yapamayacak duruma düşmek ...
beli çökmek :
kamburlaşmak.
belinden gelmek :
birinin dölü olmak.
belini doğrultmak :
yeniden durumunu düzeltmek:
belini kırmak :
birini bir şeyi yapamaz duruma getirmek.
belini vermek :
dayanmak, yaslanmak:
belsoğukluğuna uğratmak :
(Kaba) bir işe veya bir söze gereksiz yere karışarak onun akışını ...
bembeyaz kesilmek (olmak) :
beklemediği bir durum karşısında beti benzi atmak.
ben hancı, sen yolcu oldukça :
düzen bu biçimde devam ettiği sürece' anlamında kullanılan bir sö ...
ben şahımı (şeyhimi) bu kadar severim :
ben bundan daha çok özveride bulunamam' anlamında kullanılan bir ...
benden günah gitti :
benden söylemesi.
benden paso :
benim yapabileceğim ancak bu kadar' anlamında kullanılan bir söz.
benden söylemesi :
ben üzerime borç saydığım şeyi söyledim, kendimi suçlu saymam' an ...
bendeniz cennet kuşu :
(Alay) kendini tanıtırken kullanılan bir deyim:
benim diyen :
kendine güvenen, güçlü olduğuna inanan:
benliği yoğurmak :
kişiliği oluşturmak.
benliğinden çıkmak :
kendine benzemez olmak.
benzetmek gibi olmasın :
kötü bir sona uğramış birinden veya bir şeyden söz ederken, ona b ...
benzi atmak :
ansızın yüzünün rengi sararmak, solmak:
benzi geçmek :
benzi solmak.
benzi kanlanmak :
sağlıklı duruma gelmek, canlanmak.
benzi kül gibi olmak :
yüzünden kan çekilmek, yüzü sararmak.
benzi sararmak :
yüzünün rengi solmak:
benzi solmak :
gücünü yitirmek, sağlık sorunu olmak.
benzi uçmak :
yüzü sararmak:
benzinde kan kalmamak :
kansızlık sebebiyle yüzü sararmak.
benzine kan gelmek :
sağlıklı duruma gelmek, canlanmak:
beraatizimmet asıldır :
tersi kanıtlanmadıkça insanların suçsuz sayılmaları gerekir' anla ...
berabere kalmak :
1) aynı sayıyı almak; 2) başa baş gelmek
bereket ki (bereket versin ki) :
iyi ki, Tanrı?ya şükür ki' anlamında kullanılan bir söz:
bereket versin :
1) para alan kimsenin söylediği iyi dilek sözü; 2) bir kimsenin b ...
berhudar ol! :
iyi günler göresin' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü:
besiye çekmek :
hayvanı semirtmek için beslemek.
besleme gibi :
giydiğini kendine yakıştıramayan (kız).
besmele çekmek :
bir işe başlarken 'bismillahirrahmanirrahim' sözünü söylemek:
beş aşağı beş yukarı :
üç aşağı, beş yukarı.
beş para almamak :
hiç para almamak.
beş para etmez :
hiçbir değeri yok, işe yaramaz' anlamında kullanılan bir söz:

Deyimler Sözlüğü İçerisinde Arama