|
Deyimler Sözlüğü (21)
Deyimler Sözlüğü (21. Sayfa)
-
bağlı kalmak
:
-
uymak, tabi olmak:
-
bağrı yanmak
:
-
1) üzüntü çekmek, çok acı duymak: 2) çok susamış olmak
-
bağrına basmak
:
-
1) kucaklamak: 2) biriyle ilgilenerek onu koruyup kayırmak, yetiş ...
-
bağrına taş basmak
:
-
sesini çıkarmaksızın her türlü acıya katlanmak:
-
bağrını delmek
:
-
çok dokunmak, içine işlemek.
-
bağrını ezmek
:
-
üzülmek, dertlenmek:
-
baharı başına vurmak
:
-
(Alay) gençliğin verdiği coşkuyla gereksiz veya aşırı davranışta ...
-
bahis açmak
:
-
belli bir konuda konuşmaya başlamak:
-
bahse girmek (tutuşmak)
:
-
görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesin ...
-
bahsi geçmek
:
-
1) bir konu üzerinde konuşulmuş olmak; 2) söz konusu edilmek:
-
bahsi kapamak
:
-
bir konu üzerindeki konuşmayı kesmek.
-
bahsi kaybetmek
:
-
ileri sürülen, savunulan görüşün yanlış olduğu ortaya çıkmak.
-
bahsi kazanmak
:
-
ileri sürülen, savunulan görüşün doğru olduğu belli olmak.
-
bahsi tazelemek
:
-
konuşmayı aynı konu üzerine getirmek:
-
bahtı açık olmak
:
-
herhangi bir konuda şansı yaver gitmek, talih yüzüne gülmek:
-
bahtı açılmak
:
-
talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek.
-
bahtı bağlı olmak
:
-
1) talihi kapalı olmak; 2) kız için evlenecek istekli çıkmamak
-
bahtı kapanmak
:
-
1) talihsizliğe uğramak, istenen sonuca ulaşmamak; 2) evlenememek
-
bahtı kara olmak
:
-
sürekli olarak talihi yaver gitmemek, mutsuz olmak.
-
bahtına küsmek
:
-
talihsizliğinden yakınmak.
-
bakır çalmak
:
-
bakır kapta oluşan bakır tuzları nedeniyle yemek insanı zehirleme ...
-
bakış atmak
:
-
kısa bir süre bakıp geçmek:
-
bakkala bırakma!
:
-
bir işi 'bakalım' diyerek savsaklamak isteyenlere söylenen bir sö ...
-
bakla dökmek (atmak)
:
-
bakla ile fala bakmak.
-
bakla kadar
:
-
çok iri (böcek).
-
baklava börek olsa yemem
:
-
fazlasıyla tok olunduğunda söylenen bir söz.
-
-
baklayı ağzından çıkarmak
:
-
açık söylemekten kaçındığı bir sorunu sonunda açıklamak:
-
baktıkça alır
:
-
güzelliği birdenbire göze çarpmaz' anlamında kullanılan bir söz.
-
bal alacak çiçeği bilmek (bulmak)
:
-
çıkar sağlanabilecek yeri veya şeyi bilmek, bulmak.
-
bal dök de yala
:
-
bir yerin çok temiz olduğunu anlatan bir söz:
-
bal gibi
:
-
1) pek tatlı; 2) şüpheye yer bırakmadan, çok iyi, adamakıllı:
-
bal mumu gibi erimek
:
-
çok zayıflamak.
-
bal mumu yapıştırmak
:
-
söz, davranış vb.nin unutulmaması için bir işaret koyup dikkati ç ...
-
balık kavağa çıkınca
:
-
(Alay) hiçbir zaman.
-
ballı börek olmak
:
-
çok iyi anlaşmak.
-
balo vermek
:
-
balo hazırlamak, düzenlemek:
-
balon uçurmak
:
-
ilgililerin ne diyeceklerini ve nasıl davranacaklarını anlamak am ...
-
balon yapmak
:
-
bisiklet, araba vb.nde lastiğin yüzeyinde şişlik oluşmak.
-
balta değmemiş (girmemiş, görmemiş)
:
-
içinden hiç ağaç kesilmemiş, sık ve gür (orman, koru).
-
balta vurmak
:
-
balta ile kesmek, parçalamak:
-
baltası kütükten çıkmak
:
-
bir engelden, bir sıkıntıdan kurtulmak.
-
baltayı taşa vurmak
:
-
farkında olmayarak birine dokunacak sözler söylemek, pot kırmak:
-
balya yapmak
:
-
balyalamak.
-
balyoz gibi
:
-
çok ağır, ezici (kol veya yumruk).
-
bana bak!
:
-
(Teklifsiz Konuşma) 'beni dinle' anlamında kullanılan bir seslenm ...
-
bana da ... demesinler
:
-
bir işin kesinlikle yapılacağını belirtmek için söylenen bir söz:
-
bana da mı lolo
:
-
bir sözün, bir tutumun veya davranışın gerçek ve geçerli olmadığı ...
-
bana mısın dememek
:
-
hiçbir şey etkili olmamak, hiçbir şeye aldırış etmemek:
-
banda almak
:
-
bir sesi, ses cihazı ile bant üzerine kaydetmek.
-
banka gibi
:
-
çok zengin (kimse).
-
bankaya yatırmak
:
-
bankadaki hesabına para koymak, biriktirmek:
-
-
banko geçmek
:
-
yarışlarda, toto, loto vb. oyunlarda, bir atın veya sayının kesin ...
-
bant çözmek
:
-
manyetik bir bant üzerine alınmış sesleri yazıya aktarmak, deşifr ...
-
bant doldurmak
:
-
bir banda ses kaydetmek.
-
bar tutmak
:
-
bar oynamak için hazırlanmak ve oyuna başlamak.
-
barajı aşmak
:
-
herhangi bir sebeple konulmuş olan koşulu yerine getirip başarı s ...
-
bardağı taşıran damla
:
-
sabır tüketen aşırı davranış veya durum:
-
bardağı taşırmak
:
-
sabrını tüketmek:
-
bardaktan boşanırcasına yağmak
:
-
yağmur çok şiddetli yağmak:
-
barış görüş olmak
:
-
(Halk Dili) her türlü dargınlığı unutarak barışmak.
-
barut fıçısı gibi
:
-
1) çok kızgın, sinirli (kimse): 2) kavgaya yol açacak (durum)
-
barut gibi
:
-
1) öfkeli, huysuz, sert, aksi (kimse): 2) pek ekşi; 3) acı
-
barut kesilmek (olmak)
:
-
çok öfkelenmek.
-
barut kokusu gelmek
:
-
savaş tehlikesi sezilmek.
-
barutla oynamak
:
-
tehlikeli işlerle uğraşmak.
-
bas tutmak
:
-
ince sesli çalgılara tek perdeden eşlik etmek.
-
basamak yapmak
:
-
bir kişiyi, bir durumu bulunduğu konumdan daha yükseğine erişmek ...
-
basıp geçmek
:
-
1) önde gideni geçmek: 2) önem vermeyerek uğramamak
-
basıp gitmek
:
-
birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yer ...
-
basireti bağlanmak
:
-
iyi düşünemez, gerçeği göremez bir duruma düşmek:
-
baskı yapmak
:
-
1) bir kimseyi bir işi yapmaya zorlamak, zor kullanmak; 2) (Spor) ...
-
baskıda kalmak
:
-
yağmur yağdıktan sonra toprağın üst kısmı sertleşerek tohumlar fi ...
-
baskın çıkmak (gelmek)
:
-
karşılaştırma konusu olan kimseyi geçmek, ona karşı üstünlüğünü g ...
-
baskın vermek
:
-
ani ve habersiz girmek, saldırıda bulunmak:
-
baskın yapmak
:
-
1) suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansız ...
-
baskına uğramak
:
-
1) düşmanın beklenmedik bir saldırısıyla karşılaşmak; 2) bir yerd ...
-
-
bastığı yeri bilmemek
:
-
1) çok sevinmek; 2) şaşkınlıktan nerede olduğunu seçememek, durum ...
-
baston (baston yutmuş) gibi
:
-
dimdik duran veya yürüyen (kimse):
-
baş (başı) çekmek
:
-
herhangi bir konuda önde gitmek, önayak olmak:
-
baş ağrıtmak
:
-
tedirgin etmek, bıkkınlık vermek, can sıkmak.
-
baş aşağı düşmek
:
-
kişiliğinden kaybederek toplum içindeki durumu sarsılmak:
-
baş aşağı etmek
:
-
tersine çevirmek.
-
baş aşağı gelmek
:
-
tepesi üstü düşmek.
-
baş aşağı gitmek
:
-
işleri ters gitmek, sürekli zarar etmek.
-
baş bağlamak
:
-
1) başına bir örtü örtmek; 2) başak vermek; 3) birine veya bir şe ...
-
baş başa bırakmak
:
-
birinin, bir şeyle veya bir kimseyle yalnız kalmasını sağlamak:
-
baş başa olmak
:
-
birlikte bulunmak, beraber yaşamak:
-
baş başa vermek
:
-
1) iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuşmak: 2) dayanı ...
-
baş bulmak
:
-
kazanç bırakmak:
-
baş çevirtmek
:
-
1) başı arkaya doğru döndürtmek; 2) (Mecaz) birinin arkasından ha ...
-
baş döndürmek
:
-
başarıdan, gururdan, sevinçten çok mutlu duruma getirmek, aşırı h ...
-
baş edememek
:
-
1) gücü yetmemek; 2) engel olamamak
-
baş eğmek
:
-
1) saygı göstermek için baş eğerek selamlamak: 2) direnmekten vaz ...
-
baş eldeyken
:
-
ölmeden, yaşarken, sağken.
-
baş etmek
:
-
1) gücü yetmek: 2) başarı kazanmak
-
baş gelmek
:
-
yenmek, gücü yetmek:
-
baş göstermek
:
-
belirmek, ortaya çıkmak, zuhur etmek, vuku bulmak:
-
baş göz etmek
:
-
(Halk Dili) evlendirmek:
-
baş göz olmak
:
-
(Halk Dili) evlenmek.
-
baş kesmek
:
-
selam vermek için baş eğmek:
Deyimler Sözlüğü İçerisinde Arama
|