|
Deyimler Sözlüğü (25)
Deyimler Sözlüğü (25. Sayfa)
-
bir ayağı çukurda olmak
:
-
1) yaşayacak çok az zamanı kalmış olmak: 2) çok yaşlanmış olmak
-
bir ayak üstünde bin yalan söylemek
:
-
çok kısa sürede pek çok yalan söylemek:
-
bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek
:
-
çok kısa sürede pek çok yalan söylemek.
-
bir baltaya sap olamamak
:
-
belli bir iş sahibi olamamak:
-
bir bardak suda fırtına koparmak
:
-
önemsiz, küçük bir sorunu büyütmek.
-
bir baştan (uçtan) bir başa (uca)
:
-
bir yerin bir sınırından öbür sınırına kadar.
-
bir ben, bir de Allah bilir
:
-
çok sıkıntı içindeyim' anlamında kullanılan bir söz:
-
bir biçimine getirmek
:
-
1) çözüm yolu bulmak: 2) sırasını, fırsatını bulmak, punduna geti ...
-
bir boka yaramamak
:
-
hiçbir şeye elverişli olmamak.
-
bir boydan bir boya
:
-
bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar, baştan başa:
-
bir bu eksikti
:
-
sıkıntılı bir durum varken bir yenisinin çıkması üzerine söylenen ...
-
bir çatı altında (olmak, bulunmak)
:
-
aynı yapı, kurum, kuruluş vb. içinde (olmak).
-
bir çekirdek geri kalmamak
:
-
bütünüyle denk olmak.
-
bir çift lakırtı etmek
:
-
kısa konuşmak:
-
bir çift sözü olmak
:
-
söyleyecek bir şeyleri bulunmak:
-
bir çuval inciri berbat etmek
:
-
düzelmekte olan bir durumu yersiz, yanlış davranışlarla bozmak:
-
bir daha mı
:
-
hiçbir zaman:
-
bir dalda durmamak
:
-
sık sık iş veya düşünce değiştirmek.
-
bir dediği bir dediğini tutmamak
:
-
söyledikleri birbirine uymamak, tutarsız konuşmak.
-
bir dediği iki olmamak
:
-
her istediği yapılmak.
-
bir dereceye kadar
:
-
bir noktaya veya sınıra kadar:
-
bir deri bir kemik (kalmak)
:
-
çok zayıf (olmak):
-
bir dikili ağacı olmamak
:
-
hiçbir şeyi olmamak.
-
bir dikiş kaldı
:
-
nerede ise, az kaldı.
-
bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğnemek
:
-
verimi az, zahmeti çok olan bir işle çok uğraşmak.
-
bir don bir gömlek
:
-
yarı çıplak.
-
-
bir dostluk kaldı!
:
-
mal azaldığında satıcıların kullandığı bir müşteriyi özendirme sö ...
-
bir dudağı yerde bir dudağı gökte
:
-
masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin.
-
bir düşüncedir (düşünce) almak
:
-
bir konuda kaygılanarak çözüm yolu bulmaya çalışmak:
-
bir eli yağda bir eli balda (olmak)
:
-
varlık ve bolluk içinde (olmak):
-
bir elini bırakıp ötekini öpmek
:
-
aşırı saygı göstermek.
-
bir elle verdiğini öbür elle almak
:
-
yapar göründüğü bir iyiliği, sağladığı bir çıkarla ödetmek.
-
bir elmanın yarısı o, yarısı bu
:
-
birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanılan bir söz.
-
bir fende kazık kakmak (çakmak)
:
-
bir bilgi veya bilim dalında saplanmış kalmak:
-
bir gömlek aşağı
:
-
birinden bir derece daha düşük.
-
bir gömlek fazla eskitmiş olmak
:
-
birinden daha yaşlı ve daha görmüş geçirmiş olmak.
-
bir göz gülmek
:
-
hem gülüp hem ağlamak.
-
bir hâl olmak
:
-
1) bir şeyin çok tekrarlanması yüzünden bitkin duruma gelmek, usa ...
-
bir hoş eylemek
:
-
hüzünlendirmek.
-
bir hoş olmak
:
-
1) şaşırmak; 2) hüzünlenmek
-
bir hoşluğu olmak
:
-
garip veya tuhaf bir durumda olmak:
-
bir içim su (gibi)
:
-
çok güzel (kadın):
-
bir iğne bir iplik olmak
:
-
iğne ipliğe dönmek.
-
bir iki demeden (demeye kalmadan)
:
-
duraksamadan, karşısındakine vakit bırakmadan:
-
bir iki derken
:
-
az olmakla birlikte.
-
bir ilke imza atmak
:
-
bir konuda hiç kimsenin veya kuruluşun yapmadığı bir işi gerçekle ...
-
bir iş olmak
:
-
anlaşılmaz, bilinmeyen bir durum olmak:
-
bir işaretine bakmak
:
-
bir işi yapmak için hazır beklemek.
-
bir işi başından kesmek
:
-
yapılması istenmeyen bir işi baştan engellemek.
-
bir iştir oldu
:
-
istenmeyen, kötü bir durum karşısında söylenen bir söz.
-
bir kalem geçmek
:
-
boş vermek, bir an için göz ardı etmek:
-
-
bir kapıya çıkmak
:
-
aynı sonuca varmak.
-
bir karış beberuhi
:
-
(Alay) çok kısa boylu kimse.
-
bir kazanda kaynamak
:
-
anlaşmak, uyuşmak, bağdaşmak.
-
bir kenara atılmak
:
-
unutulmak, terk edilmek, ilgi kesilmek.
-
bir kenarda durmak
:
-
gerektiği zaman kullanmak üzere hazırda tutmak.
-
bir kıza dünür düşmek
:
-
bir kızı evlenmek üzere başkası için istemek.
-
bir kol çengi
:
-
şen sözler ve davranışlarla çevresine neşe saçanlar için söylenen ...
-
bir kolayını aramak
:
-
bir şeyi yapmak, çözmek için gerekli kolay ve kestirme yöntemi ar ...
-
bir kolayını bulmak
:
-
kolaylıkla yapabilmeyi sağlamak veya yapma yolunu bulmak:
-
bir koyundan iki post çıkarmak
:
-
olması gerekenden daha fazla elde etmek.
-
bir Köroğlu, bir Ayvaz
:
-
bir karı kocanın çocuklarının, yakınlarının yanlarında bulunmadığ ...
-
bir köşeye atılmak
:
-
terk edilmek, ilgilenilmemek, kendi kaderine terk edilmek:
-
bir köşeye çekilmek
:
-
hiçbir işe karışmayarak yaşamak:
-
bir köşeye koymak
:
-
saklamak, biriktirmek:
-
bir köşeye oturmak
:
-
gelin olmak, evlenmek.
-
bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak
:
-
söylenen söze önem vermemek:
-
bir kurşun atımı
:
-
kurşunun gidebileceği uzaklık.
-
bir kuşsütü eksik
:
-
her türlü yiyecek var.
-
bir lokma bir hırka
:
-
hayatta azla yetinmeyi, dervişçe geçinmeyi anlatan bir söz:
-
bir o kadar
:
-
ne kadar varsa o kadar daha, bir katı, bir misli.
-
bir o yana, bir bu yana
:
-
rastgele, birçok yere, çeşitli yönlere.
-
bir olmak
:
-
bir araya gelmek, iş birliği yapmak:
-
bir papel (pul) etmemek
:
-
değeri olmamak:
-
bir paralık etmek
:
-
çok utanacak, işe yaramaz bir duruma düşürmek:
-
bir sıkımlık canı olmak
:
-
çok cılız ve güçsüz olmak:
-
-
bir söylemek pir söylemek
:
-
uzatmadan gereği gibi söylemek.
-
bir şey (şeyler) olmak
:
-
1) huyu, durumu, tutumu değişmek, yeni huylar edinmek: 2) bayılır ...
-
bir şey sanmak
:
-
bir kimseyi, bir şeyi, bir yeri gerçeğinden, olduğundan başka tür ...
-
bir şey söylemek
:
-
1) konuşmak; 2) belirtmek, anlatmak, ifade etmek
-
bir şeye benzememek
:
-
işe yarar durumda olmamak.
-
bir şeyler, bir şeyler
:
-
daha fazla açıklamamak, kısa kesmek gerektiğinde söylenen bir söz ...
-
bir tahtası eksik
:
-
(Teklifsiz Konuşma) akılca eksik, yarım akıllı.
-
bir tarafa bırakmak (koymak)
:
-
önemsememek, benimsememek, ertelemek.
-
bir tarakta bezi olmamak
:
-
sözü edilen konu ile ilgisi olmamak, bilgisi bulunmamak.
-
bir taşla iki kuş vurmak
:
-
bir davranışla birden çok yararlı sonuca ulaşmak.
-
bir tat, bin feryat
:
-
mutluluktan çok, sıkıntısı olan:
-
bir tek atmak
:
-
bir kadeh içki içmek:
-
bir torba kemik
:
-
çok zayıf.
-
bir tutmak (görmek)
:
-
eşit saymak, eşit görmek.
-
bir yakadan baş çıkarmak
:
-
bir çatı altında dirlik düzenlik içinde yaşamak.
-
bir yastığa baş koymak
:
-
evli bulunmak.
-
bir yaşına daha girmek
:
-
şimdiye değin görmediği şaşılacak yeni bir şeyle karşılaşmak:
-
bir yiyip bin şükretmek
:
-
kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değerini bilmek:
-
bir yol tutturmak
:
-
bir davranış, bir tutum biçimi belirlemek:
-
bir yolunu bulmak
:
-
çare bulmak, çözüm üretmek:
-
birbiri için yaratılmış olmak
:
-
birbiriyle çok iyi anlaşmak.
-
birbiri üstüne gelmek
:
-
arka arkaya meydana gelmek, ara vermeden olmak:
-
birbirine düşmek
:
-
araları açılmak, aralarında anlaşmazlık çıkmak.
-
birbirine girmek
:
-
1) karışmak; 2) iplik vb. dolaşmak, çözülmeyecek duruma gelmek; 3 ...
Deyimler Sözlüğü İçerisinde Arama
|