|
Deyimler Sözlüğü (32)
Deyimler Sözlüğü (32. Sayfa)
-
çıngar çıkarmak (koparmak)
:
-
gürültü, kavga çıkarmak.
-
çıngar kopmak (çıkmak)
:
-
gürültü, kavga çıkmak:
-
çıngırağı çekmek
:
-
(Argo) ölmek.
-
çırak almak
:
-
yanında çırak çalıştırmak.
-
çırak çıkarmak
:
-
1) bir kimseyi beklediğinden az bir kazançla ortaklıktan uzaklaşt ...
-
çırak vermek
:
-
çırak olarak çalışması için bir iş yerine göndermek:
-
çırpı gibi
:
-
çok ince, çok zayıf (kol ve bacak).
-
çırpı vurmak
:
-
boyaya batırılmış ipin gerilip çabucak çırpılmasıyla yüzeylere çi ...
-
çırpıya getirmek
:
-
bir sıra veya çizgi üzerine getirmek.
-
çıt (çıtını) çıkarmamak
:
-
1) ses çıkarmamak: 2) hiç konuşmamak
-
çıt çıkmamak
:
-
en hafif bir ses bile çıkmamak:
-
çıtayı yükseltmek
:
-
hedefi yüksek belirlemek.
-
çıtı çıkmamak
:
-
hiç konuşmamak.
-
çıyan gibi
:
-
hain bakışlı (kimse).
-
çiçeğe kesmek
:
-
çiçek açmak:
-
çiçeği burnunda, çamuru karnında
:
-
çok taze (sebze veya meyve).
-
çiçek açmak (vermek)
:
-
1) çiçeklenmek: 2) (Mecaz) yeniden ortaya çıkmak, görüntü vermek
-
çiçek çıkarmak
:
-
çiçek hastalığına tutulmak:
-
çiçek gibi
:
-
temiz, bakımlı, güzel:
-
çiçek olmak
:
-
yaşına, durumuna uymayan aşırı davranışlarda bulunmak.
-
çift görmek
:
-
sarhoş olmak.
-
çift koşmak
:
-
hayvanları sabana, pulluğa koşmak.
-
çift sürmek
:
-
saban, pulluk kullanarak toprağı ekilebilir duruma getirmek.
-
çifte atmak
:
-
1) at, eşek arka ayakları ile vurmak; 2) iki namlulu av tüfeğini ...
-
çifte çubuğa gitmek
:
-
ekim ve biçim işleriyle uğraşmak:
-
çifte koşmak
:
-
çift koşmak:
-
-
çifte vurmak
:
-
çiftelemek.
-
çifte yemek
:
-
hayvanın çiftesine maruz kalmak.
-
çifti bozmak
:
-
çiftçilik yapmaktan vazgeçmek.
-
çiğ düşmek
:
-
hoş karşılanmamak, kaba ve yersiz bulunmak:
-
çiğ kaçmak
:
-
yersiz, yakışıksız olmak:
-
çiğ süt emmiş
:
-
iyiliğini gördüğü insana kötülük yapan kişiler için kullanılan bi ...
-
çiğden vermek
:
-
(Askeri) yiyecek karşılığını para olarak ödemek.
-
çiğlik etmek
:
-
ters veya yersiz bir davranışta bulunmak:
-
çil yavrusu gibi dağılmak
:
-
toplu olarak bulunan insanların her biri bir yana dağılmak:
-
çile çekmek
:
-
büyük sıkıntı ve üzüntü içinde yaşamak:
-
çile çıkarmak (doldurmak)
:
-
sıkıntılı bir işin veya bir durumun sona ermesini beklemek:
-
çileden çıkmak
:
-
1) olup bitenler karşısında sabrı ve dayanıklılığı kalmayıp taşkı ...
-
çilesi dolmak
:
-
1)(Eskimiş) derviş ve tarikat ehli, sadece dua ve ibadetle geçirm ...
-
çileye girmek
:
-
dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zorlu ve ...
-
çimdik atmak (basmak)
:
-
çimdiklemek:
-
çiriş gibi
:
-
yapışkan ve acı.
-
çirkefe taş atmak (çirkefi üzerine sıçratmak)
:
-
edepsiz bir kimsenin tepkisine yol açacak bir davranışta bulunmak ...
-
çirkin kaçmak
:
-
hoş olmayan bir durum olmak.
-
çişi gelmek
:
-
işeyeceği gelmek.
-
çitlembik gibi
:
-
ufak tefek, esmer ve sevimli.
-
çivi gibi
:
-
1) çok sağlam ve çevik (kimse); 2) çok soğuk:
-
çivi kesmek
:
-
(Teklifsiz Konuşma) çok üşümek:
-
çivi kırmak
:
-
ayakkabıların içinden çıkan çivi uçlarını bir aletle kesip raspa ...
-
çivi sokmak (sürmek)
:
-
bir işin olmasında engel, güçlük çıkarmak:
-
çizgi çekmek
:
-
1) bir noktayı hat biçiminde çeşitli yönde uzatmak: 2) (Mecaz) bi ...
-
-
çizgisinden sapmamak
:
-
görüşlerinden vazgeçmemek, kararlı davranmak.
-
çizmeden yukarı çıkmak
:
-
bilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak:
-
çizmeleri çekmek
:
-
bir işe girişmek:
-
çizmeyi aşmak
:
-
bilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak:
-
çoban kulübesinde padişah rüyası görmek
:
-
içinde bulunduğu duruma uygun düşmeyen düşler kurmak.
-
çocuk (çocuğunu) düşürmek
:
-
gebe kadın çocuğunu vaktinden önce ve ölü olarak doğurmak, düşük ...
-
çocuk aldırmak
:
-
(Tıp) kadın karnındaki bebeği hekime ameliyatla aldırmak.
-
çocuk dünyaya getirmek
:
-
çocuk doğurmak.
-
çocuk gibi
:
-
1) yetenekleri gelişmemiş, çocuk kalmış: 2) kolay kanar, kolay in ...
-
çocuk gibi sevinmek
:
-
çok sevinmek:
-
çocuk kalmak
:
-
büyümüş olmasına rağmen çocukça düşünceler taşıyıp çocuk gibi dav ...
-
çocuk mu avutuyorsun (kandırıyorsun)
:
-
söylenenlere inanmadığını belirtmek bir için kullanılan bir söz.
-
çocuk olmak
:
-
çocuklaşmak.
-
çocuk oyuncağı hâline getirmek
:
-
yeteneksiz kimselerin karışmasıyla bir işi değerinden düşürmek.
-
çocukla çocuk, büyükle büyük olmak
:
-
içinde bulunulan yere veya çevredeki insanlara uymak.
-
çocukluğu tutmak
:
-
çocuksu davranışlarda bulunmak.
-
çocukluk etmek
:
-
1) çocukça davranışlarda bulunmak; 2) gereği gibi düşünmeden dene ...
-
çok baharın otunu yemek
:
-
hayatı dolu dolu yaşamış olmak.
-
çok şey!
:
-
şaşma anlatan bir söz.
-
çokbilmişlik taslamak
:
-
kendini çokbilmiş gibi göstermek:
-
çoluk çocuğa karışmak
:
-
evlenip çocukları dünyaya gelmek:
-
çoluk çocuk elinde kalmak
:
-
deneyimsiz, çok genç kişilerin eline geçmek.
-
çomak sokmak (koymak)
:
-
bir işi aksatan, engelleyen davranışta bulunmak.
-
çorap kaçmak
:
-
çorabın bir teli kopup örgüsü uzunlamasına açılmak.
-
çorap söküğü gibi gitmek (gelmek)
:
-
başlayan bir iş veya birbirine bağlı birçok iş arka arkaya ve kol ...
-
-
çorba gibi
:
-
1) pek sulu (yemek); 2) karmakarışık
-
çorba içmeye çağırmak
:
-
yemek yemeye çağırmak.
-
çorbada tuzu (maydanozu) bulunmak
:
-
bir iş veya görevde az da olsa emeği geçmiş olmak.
-
çorbaya sinek düşmek
:
-
işin tadı kaçmak, yeteri kadar iyi ve güzel olmadığı anlaşılmak:
-
çöle dönmek
:
-
harap olmak, bozulmak.
-
çömlek patlatmak
:
-
çocuk oyunlarında ebeyi yanıltmak.
-
çöp gibi
:
-
çok ince, zayıf.
-
çöpe dönmek
:
-
çok zayıflamak.
-
çöpe gitmek
:
-
yapılan iş boşa gitmek.
-
çörten gibi
:
-
oluk gibi, çok gür bir biçimde.
-
çözümsüz kalmak
:
-
çözümü olmamak, çözüm bulunamamak:
-
çubuğunu tüttürmek
:
-
üzüntüsüz, kaygısız yaşamak.
-
çukura düşmek
:
-
kötü ve uygunsuz bir duruma girmek:
-
çulu düzmek (düzeltmek)
:
-
1) giyimi kuşamı yenilemek: 2) maddi durumu iyileşmek
-
çuval gibi
:
-
1) kaba ve seyrek (kumaş); 2) bol ve ütüsüz (giysi)
-
çuvalla para kazanmak
:
-
aşırı kazanç sağlamak.
-
çürüğe çıkarmak
:
-
bir nesneyi işe yaramayacak durumda olmasından dolayı kullanmamak ...
-
çürük (çürüğe) çıkmak
:
-
1) birinin sağlam olmadığı anlaşılmak; 2) (Askeri) sağlık durumun ...
-
çürük tahtaya basmak
:
-
tedbirsizlik edip sonu tehlikeli olabilecek bir işe girişmek.
-
dadılık etmek
:
-
1) çocuk bakıcılığı ile uğraşmak: 2) (Mecaz) üzerine sorumluluk a ...
-
dağ (dağlar) gibi (kadar)
:
-
1) çok büyük, çok iri, çok güçlü: 2) pek çok
-
dağ (dağları) devirmek
:
-
çok zor işleri başarmak.
-
dağa çıkmak
:
-
1) eşkıyalık etmek; 2) hükûmete karşı gelmek için dağlara çekilme ...
-
dağa kaldırmak
:
-
birini, herhangi bir amaçla, zorla dağa veya ıssız bir yere götür ...
Deyimler Sözlüğü İçerisinde Arama
|